Askerliğimi kısa dönem er olarak Erzurum’da yaptım. Epey zorlu bir beş buçuk ay geçirdim. Ufak çaplı bir travma yaşatmadı desem yalan olur. Çünkü sivil hayatımda bir köy okulunda müdür yetkili öğretmendim. Mesleğim, param, arabam, arkadaşlarım vardı. Kimseye hesap vermeden yaşayıp gidiyordum. Rahatım gayet yerindeydi. Ancak askere gittiğimde elimdekileri kaybettiğim gibi aksi duruma sahip bir çok şey vardı artık hayatımda.En başta artık mesleğim ve özgürlüğüm yoktu. Kışlaya varınca öğrendim ki orası sürgün yeriymiş. Bana da sanırsam piyangodan çıktı. Aynı koğuşta kaldığım arkadaşlardan bazıları her tarafı jiletle kesilmiş, hapisten yeni çıkıp gelmiş , rüyasında bağıra çağıra konuşan, gece nöbete giderken sırf yatanları uyandırmak için dolap kapağını çarpan kişilerle falan doluydu. Benim de uykum çok hafif olduğu için çok güzel anılar kalmadı tabi askerlikten. İyi arkadaşlar da vardı hakkını vereyim ama azınlık bir gruptu. Neyse lafı uzatmayayım. Askerliğim bitti memlekete döndüm. 15 gün izin yaptıktan sonra okullar ikinci eğitim-öğretim dönemine başladı ve ben görevime döndüm. Daha okulun ikinci gününde pat diye iki otomobil dolusu milli eğitim müfettişi gelmesin mi? Ben tutuştum tabi. Biri sınıfa girdi, iki üç tanesi müdür odasına, bir ikisi de okul bahçesini geziyor. Neyse hepsi toplandı müdür odasına. Bende iki yıllık öğretmenim o zaman. Toyum tabiri caizse. Beni sıkıştırmak için çapraz sorular,evrak istemeler… Hepsine yetişmeye çalışıyorum. Bir ara o yoğun soru trafiğinde gelen bir soruya ‘’Yok komutanım.’’diye cevap vermeyeyim mi ? Askerliğin travmatik etkisi aniden içimden çıkıverdi. Kahkakalar beni bekliyormuş sanki. Ben utancımdan kıpkırmızı oldum. Bir süre böyle devam ettikten sonra içlerindeki sorumlu başkan bendeki durumun farkına vardı. Birer çay içtikten sonra biz öbür ay geliriz deyip kalktılar. O günden sonra o köyde iki yıl daha çalıştım bir daha ne gelen oldu ne giden. Bir süre de rüyalarımda sürekli askerliği eksik yaptığım için geri çağrıldığımı gördüm. Sonra her şey zamanla normale döndü. O günler unutuldu gitti.

Yaklaşık üç aydır istemediğimiz şekilde bir ev hapsi yaşıyoruz. Dışarı çıkınca bazı şaşkınlıklar,karmaşık şeyler yaşama ihtimaliz yüksek. Tecrübelerime dayanarak size bir örnek verdim. Mesela bu süreçte dışardan kimse ile tokalaşmadık,sarılmadık,öpüşmedik… Biri bize elini uzatınca ne yapacağız? Hele hele öpmeye kalkışınca nasıl tepki vereceğiz? Bunlar ilk zamanlar bizde endişe ve karışıklıklara yol açabilir. Aman ani tepkiler verip birbirimizi kırmayalım. Karşımızdaki istemiyorsa zorla sarılıp öpmeye falan kalkmayalım. Zaten epey uzak kaldık bir de araya küslükler girmesin.

Sonuç olarak bu sıkıntılı günler de gelip geçecek. Benim müfettişlerle yaşadığım anıma şimdi güldüğüm gibi ilerde de bugünleri hatırlayıp güleceğiz. Yeter ki birbirimize saygılı ve anlayışlı davranalım. Evlerde sıkıntıdan patladığımız ama yarın normal hayata yavaş yavaş geçiş yapacağımız şu son günü unutmayalım . Bunun bir daha tekrarlamaması için de tedbiri elden bırakmayalım. Uzmanların dediği gibi henüz her şey geçmiş değil. Bu pazarda evde kalın,hoşçakalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Derya 4 ay önce

Kötü bi askerlik anisi3 olsada bize güzel bi benzetme olmuş hocam