Siz de her bayram gelişinde nerde o eski bayramlar diye söyleniyor musunuz? Mutlaka söyleniyorsunuzdur. Ben söylenmeyeni ne gördüm ne duydum. Çünkü hepimizin bayramlarda yaşanmış tatlı ve unutulmaz anıları mutlaka vardır. Düşünüp düşünüp iç geçirdiği birilerine anlatırken bile içini buruk bir mutluluk kaplayan anıları… Yaş aldıkça daha bir özlem duyulan bayram günleri…

Çocukluğumda yaşadığım bayram anıları hala aklımın bir köşesindedir. Mesela kavga çıkmasın diye her bayram arefesi bana ve erkek kardeşime aynı model bayramlık alınırdı. Sadece renkleri farklı olurdu. Akşamdan birer siyah poşet ayarlanırdı. Toplanılan şekerleri koymak için. Özellikle siyah olmasına özen gösterilirdi. İçinde ne kadar şeker olduğu ve bunun ne kadarının kaliteli olduğu anlaşılmasın diye. Kaliteli şeker toplamak marifet işiydi o zaman. Çünkü piyasada çok fazla kaliteli şeker yoktu. Toplayamadıysan kendini siyah poşetle kamufle ederdin. Kimse poşetin içindekileri bilemezdi. Böyle olunca da karizmayı çizdirmemiş olurdun.

Kalabalık bir sülaleye sahip olduğumuz için evde kahvaltısını yapan her aile en büyük amcamların evine giderdi. İzmir’deki amcamlar ve köydeki büyük halamlar hariç cümbür cemaat orda toplanılırdı. Orası bayramlaşma ve toplanma merkeziydi. Herkes geldikten sonra bayramlaşma faslı biter ve büyüklerimiz hemen ziyaret planını ayarlardı. Gideceğimiz ilk yer köyümüzdü tabi. Yaklaşık yirmi beş kişi ortanca halamların kamyonetine doluşup köyün yolunu tutardık. Kamyonetin içinde sıkış tepiş ama bir o kadar samimi ve kahkaha dolu hallerimiz olurdu. Köye vardığımızda ilk önce mezarlığa gidilirdi. Araçtan iner inmez mezarların başına çocuklar için konulan şekerleri kapma yarışı başlardı. Siyah poşetler işte burada devreye girerdi. Şekerlerin toplanması bitmeden bizi çağırırlardı. Amcam, dedemin ve nenemin mezarı başında hepimiz için dua okurdu. Dua bittikten sonra ailemizin çörek ustası en küçük halamın tepside yaptığı çörek yenirdi. Bu bizdeki en önemli bayram adetlerinden biriydi. Çörek ve bir de bisküvi arasına lokum koyup yenmeden mezarlıktan çıkılmazdı. Çocukken bu durumu hep şaşkınlıkla karşılardım. Mezarlıkta bir şeyler yemek garibime giderdi. Yıllar sonra bunun nedeninin ölen tüm sevdiklerimizin ruhuna varması için dua niyetinde olduğunu öğrenmiştim. Daha sonra köyde kapı kapı gezer bayram şekeri toplamaya devam ederdik. Ne güzel günlerdi…

Şimdi bunu söylemek istemesem de maalesef bayramların o eski tadı yok. Her geçen gün ruhunu kaybediyor. Hadi bu sene korona belası var tamam diyelim. Ama artık çocukların başına kötü bir şey gelmesin diye mahalledeki komşularımızla bayramlaşıp şeker toplamaya gönderemez olduk. Tatili fırsat bilip akrabalarımızın yanına değil otellere gider olduk. Çocukların gönlünce şeker toplayamadığı, yaşlıların ziyaret edilmediği bir ortamda bayramın sadece adı bayramdır. Değerlerimizi göz göre göre yitirmek ve adetlerimize yabancılaşmak gerçekten çok üzücü. İnşallah bir gün eski bayramların tadını tekrar alır ve o günlerin mutluluğuna tekrar erişiriz. Nerde o eski bayramlar değil de bayram dediğin böyle olur demeli günlere kavuşuruz. Yine cümbür cemaat kalabalıklarla bayram kutlarız. Yine çocuklar erken kalkar ve aileleri hiç korkmadan, şüphe duymadan onların şeker toplamaya gitmesine izin verir. Yine büyüklerimiz kapı,pencereden gelen arabanın kendilerine mi yoksa başkasına mı geldiğini düşünmeden kapıya koşarlar. O günlere tekrar kavuşma ümidiyle hepinizin bayramını kutluyor, büyüklerimin ellerinden küçüklerimin gözlerinden öpüyorum. Eski bayramlarda kalın. Hoşçakalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Volkan Erdoğan 3 ay önce

Kalemin kalbinden gelenleri yine çok düzgün yazmış sayın hocam . Yazılarını beğenerek takip ediyoruz.